*

Ahmet Hamdi Tanpınar

,
Hikâyeler
Dergâh Yayınları,
İstanbul 2007
s. 12

117

"Abdullah Efendinin Rüyaları"ndan

Hakikatte Abdullah Efendi, ömürlerinin sonuna kadar kendile­ri olmaktan kurtulamayan, nefislerini bir ân bile unutamayan, etra­fındaki havaya kendilerini en fazla bıraktıkları zamanda bile, içle­rinde, tıpkı alt katta geçen bütün şeyleri merakla takip eden bir üst kat kiracısı gibi köşesinde gizli, mütecessis, gayrimemnun ve zalim ikinci bir şahsın mevcudiyetini, onun zehirli tebessümünü, inkâr ve istihfaftan hoşlanan gururunu ve her ân için ruhu insafsız bir muha­sebeye davet edişini duyan insanlardan biriydi. Ah bu ikinci Abdul­lah Efendi, bu üst kat sakini... Hayır, o kiracı değil, evin asıl sahi­bi, efendisi, hükümranıydı. Zavallı Abdullah Efendi bu sessiz seyir­cinin bakışları altında hayatının her lezzetinin birdenbire zehir ke­sildiğini bütün ömrünce görecekti. Ah, onu uyutabilseydi, bir ân için o sarhoş olsaydı! O zaman bütün işler değişecek ve Abdullah bu sofrada ve hayatın bütün sofralarında yepyeni bir adam olacak­tı.

Tüm Ahmet Hamdi Tanpınar alıntıları