*

400

"Bezik Oynayan Kadınlar"dan, Edip Cansever

Ölüm diye bir şey yoktu ki Hilmi Bey Var mıydı? - Yüzümden bir şeyler aktı aktı İçim de menekşelendi Hilmi Bey Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk Hiçbir...

Sonrası Kalır II YKY, İstanbul 2008, s. 255 devamı

399

Şeyh ve Arzu, Saffet Murat Tura

Deneyle ilgili yönergeyi okuyup sana hangi adımda ne yapmamız gerektiğini anlatıyordum. Bence yazar çok hoş bir noktadan hareket etmişti; öncelikle nasıl...

Metis Yayınları, İstanbul 2002 s. 7 devamı

397

"Bir Ölü Dalga"dan, Edip Cansever

Ne çıkarmış az içsem, bütün bütün bıraksam da içkiyi İnanmazsın hiç mi hiç sevmiyorum zaten Yazdan kalma bir bitkiyi çıkarıp Doldurur gibi oyuğunu Ya da...

Sonrası Kalır II, YKY, İstanbul 2008 s. 158 devamı

396

Aganta Burina Burinata, Halikarnas Balıkçısı

[...] babam da yanık sesiyle, "Sakın ha, denizci olayım deme!" derdi. Ne var ki kasabanın bütün sokakları, her ne kadar sağa sola sapsalar da...

Bilgi Yayınevi, Ankara 2011 s. 7 devamı

395

Aganta Burina Burinata, Halikarnas Balıkçısı

İnsan her yerde ölür -ne bileyim, dağda, taşta, harp meydanında- ne var ki denizden başka her yerde bir izi, bir kemiği, dikili bir mezar taşı kalır. Denizde...

Bilgi Yayınevi, Ankara 2011, s. 7 devamı

393

Değişim, Liv Ullmann

Tanrının armağanları yalnızca mutluluk değildir.

Afa Yayınları, İstanbul 1988 s. 122 devamı

392

Değişim, Liv Ullmann

Bütün geceyi Bibi' nin evinde geçirdik. Her birinin anlatacak birer aşk öyküsü olan dört beş kadın. Her birinin dünya üzerinde artık dönemeyecekleri...

Afa Yayınları, İstanbul 1988 s. 118 devamı

391

Değişim, Liv Ullmann

Kollarımı açarak her şeyi kucaklamak istiyordum, ancak bütün bunların benim olamayacağından o denli korkuyordum ki, hiçbir zaman benim olmadılar.

Afa Yayınları, İstanbul 1988 s. 117 devamı

390

Değişim, Liv Ullmann

Hiçbir şey sona ermez. İnsan, en güzel, en gerçek özünden çıkan kökler saldığı her yerde her zaman bir yuva bulacaktır.

Afa Yayınları, İstanbul 1988 s. 92 devamı

389

Değişim, Liv Ullmann

Bir kez sokağın karşısındaki kafede çay içiyordum. Masama benden biraz daha büyük bir kız geldi. Bir saat konuştuk. Yani, o konuştu ve çekingen, iyi bir...

Afa Yayınları, İstanbul 1988 s. 67 devamı