*

Henri Bergson

,
Gülme: Komiğin Anlamı Üstüne Deneme
Ayrıntı Yayınları,
İstanbul 2006
s. 80-81

379

Sanatın konusu nedir? Eğer gerçeklik gelip doğrudan doğruya duyularımıza, bilincimize çarpsaydı; nesnelerle ve kendimizle doğrudan doğruya iletişim kurabilseydik, öyle sanıyorum ki sanata gerek kalmazdı ya da daha doğrusu hepimiz sanatçı olurduk, çünkü ruhumuz o zaman hep doğa ile birlikte heyecanlanırdı; gözlerimiz belleğimizin yardımıyla uzamdan öykülenemez tablolar çıkarıp, bunları zamanda saptar; bakışlarımız insan bedeninin canlı mermerinden yontulmuş, Antikçağ heykelleri kadar güzel parçalarını yollarda yakalar; biz de iç yaşamımızın hiç dinmeyen ezgisini kimi zmaan acıklı ama hep özgün bir müzik olarak ruhlarımızın derinliklerinde duyardık. Bütün bunlar çevremizde, bütün bunlar içimizde; ne var ki hiçbirini açık seçik algılamıyoruz. Doğa ile bizim aramıza, nasıl diyeyim, kendimizle bilincimiz arasına bir perde gerilmiş; insanların çoğu için kalın bir perde, sanatçılar ve ozanlar için ince, sanki saydam bir perde. Bu perdeyi hangi peri kızı dokumuş? Kötü niyetle mi yoksa iyi niyetle mi yapmış bu işi?

Tüm Henri Bergson alıntıları