*

İhsan Oktay Anar

,
Puslu Kıtalar Atlası
İletişim Yayınları,
İstanbul 2008
s.13-14

28

Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve arbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı Kâinattan 7079 yıl, İsa Mesih`ten 1681 ve Hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına Konstantiniye derler, tarrakası meşhur bir kent vardı. Ceneviz taifesinin buraya ilk gelen gemilerine karanlıkta uçan bir ak martının yol gösterdiği, ancak salimen karaya vasıl olduktan sonra dümencileri olacak Pundus nam kâfirin bu martıyı Mesih addederek yuvasını arayıp bulduğu ve itikatlarınca İsanın etini yemek sünnet olduğundan kuşu kızartıp yediği rivayet olunurdu. Eskiler, bu martının yuvasının bulunduğu yere Ceneviz kavmının yüksek bir kule diktiğini rivayet etmişlerdir ki, sonraları Galata Kulesi diye nam salmış bu heybetli yapının tepesinde, yalı adamlarının dürbünle, yiğitlerin ise çıplak gözle Bursa kentinin ulu dağını seçtikleri söylenegelmiştir. Ne var ki bu şaianın, ziyaretçilerden bahşiş koparmak hevesi ile kuledeki yangın gözcüleri tarafından okunan bir kurt masalı olduğu da ağızdan ağıza dolaşmıştı bir zamanlar. Beher yangın için, eğer vaktinde tespit edbilirlerse 20 akçe ikramiye, edemezlerse yangın sönene kadar saat başı 20 değnek ceza alan bu adamlara hazine-i humayûn dan 10 akçe helal yevmiye verilirdi.

Tüm İhsan Oktay Anar alıntıları