Ah! İşte öyle bakmayın Bir geçmişi anmaya var mısınız Biraz benimle, biraz benimle, biraz uzak ama yarın Geçer gidersiniz uzaklardasınız.
Her şey akıp gider bir katı hüzün kalır Her zaman geceleyin kalır o bazan gündüzün kalır Ben de bu dünyaya geldim geleli Ölmezsem, öldürmezsem Kim benim...
ben şimdi diyorum ki bir bak şu alanlara sokaklara köprülere kiremitsiz damlara taşlara sopalara amanvermez silâhlara şehir haritasına trafik lambasına...
söylenir ve yarım kalır bütün aşklar yeryüzünde bir kaktüs bol sudan nasıl nasıl çürürse öyle
İçeri Giren`e kapılarda bıraktılar her şeyleri her şeyleri ey üzünç yalnız bir seni mi aldılar içeri saatler bir açık deniz gibi kimseden yana değil...
Bütün çalar saatlerin Derin ve güzel bir su`yu vurduğu zamanda Hızla gelişecek kalbimiz.
Yaralı olmak yerinde olmamak uzun gecikmesi son kesinliğin bir sabah biliyoruz elbet neyi bölüştüğümüzü göz göze bakışınca. Biliyoruz neyi bölüştüğümüzü...
Eylül toparlandı gitti işte Ekim filan da gider bu gidişle Tarihe gömülen koca koca atlar Tarihe gömülür o kadar
ey kim varsa orda o tek olanın adına çekin kürekleri