insan neden uğraşır içinin kumaşıyla? neden susar, bağırır, ağlar, dağılır? bir taşa neden derdini anlatır durmadan?
bu benim kaderim değil kabulümdür kendini bana süren merheme çareyim
insan dediğin bu dünyada bir yaradır bir inleyiş hüzünler kapısında beni anlama! yüzüme tuttuğum bu dünya geri vermeyecek gözlerimi nasılsa tozunu aldığım...
diledim ki kalbimi düşürdüğüm çadırında döneyim! dilime değen mühür alnımda duran kılıç dünyaya dağıldığım aynada seni söylesin kirpiğimden kalkan gemiler...
dökülsün dünya devrilsin dîvan suya tuz ekilsin alnımızda açılan sokaklardan eylüller geçsin devrim devirmekten gelir bunu bilin çocuklar! gökyüzüne...
işte o zaman kendi kırbacıyla kardeş olacak herkes bütün bizler bir aynadan içeceğiz kendimizi
ben beterim derim herkese çünkü ben beterim herkes susarken yüzünün en dilsiz perdesinde ben ruhumun rüzgârıyla ölenleri öpenim!