[…] babam da yanık sesiyle, “Sakın ha, denizci olayım deme!” derdi. Ne var ki kasabanın bütün sokakları, her ne kadar sağa sola sapsalar da eninde sonunda denize çıkıyorlardı.
İnsan her yerde ölür -ne bileyim, dağda, taşta, harp meydanında- ne var ki denizden başka her yerde bir izi, bir kemiği, dikili bir mezar taşı kalır. Denizde boğulan denizcinin ise, tıpkı bir hulya, bir rüya gibi tam bir kayboluşu, bir silinişi vardır.
Tanrının armağanları yalnızca mutluluk değildir. Çev. Nur Nirven
Bütün geceyi Bibi’ nin evinde geçirdik. Her birinin anlatacak birer aşk öyküsü olan dört beş kadın. Her birinin dünya üzerinde artık dönemeyecekleri birer yeri vardı. Çev. Nur Nirven
Kollarımı açarak her şeyi kucaklamak istiyordum, ancak bütün bunların benim olamayacağından o denli korkuyordum ki, hiçbir zaman benim olmadılar. Çev. Nur Nirven
Hiçbir şey sona ermez. İnsan, en güzel, en gerçek özünden çıkan kökler saldığı her yerde her zaman bir yuva bulacaktır. Çev. Nur Nirven
Bir kez sokağın karşısındaki kafede çay içiyordum. Masama benden biraz daha büyük bir kız geldi. Bir saat konuştuk. Yani, o konuştu ve çekingen, iyi bir dinleyici olduğumun farkına varır görünmedi. Haftalarca, birlikte yapabileceğimiz her şeyi düşleyerek gidip aynı masaya oturdum. Ancak o, kesinlikle bir daha gelmedi. Çev. Nur Nirven
Yatağımda küçük bir kız. Yanına yattığımda uyanır gibi oluyor. “Anne, ağzım öpücüklerle dolu”. Çev. Nur Nirven
Büyüdüm. Gene de zaman zaman, benden başka herkesin bir birlikteliğin parçası olduğu inancı içinde kendimi hâlâ grubun dışında hissediyorum. Çev. Nur Nirven
“Münacat”dan Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi taşınacak suyu göster, kırılacak odunu kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin tütmesi gereken ocak nerde?