*
372

Şiirler, Cahit Zarifoğlu

“Ağaçlar”dan Dostum üşüyorum dedin Üşüme Korkuyorum -Korkma Kaçıyorum -Kaçma Ürperiyorum düşünceden -Ürper

Şiirler, Beyan Yayınları, İstanbul, s. 249
371

Şiirler, Cahit Zarifoğlu

“Kartal Ölüsü”nden Tabutunuz Pırıl pırıl çivileri ve talaş kokuyor Demek taze ölülerdensiniz hemşehrim Kan akıtılmadan Kesildi damarlarınızın sıcaklığı Söyleyin kim yokladı Bir ateş salmayla içinizi

Beyan Yayınları, İstanbul, s. 243
370

Şiirler, Cahit Zarifoğlu

“Şekiller”den Çocuklar Kurtulamazlar yanaklarına konan yaradan Olmadık anda bırakılırlar Sonra Nice sonra Hatta bazen karanlıklarına uzanırlarken kadar sonra Üzerinde gözyaşı izleri Senelerin izleri ile yol yol kalmış yanakları Mahzun ayrılır Ancak görünür güzel dişleri

Şiirler, Beyan Yayınları, İstanbul, s. 231
369

Şiirler, Cahit Zarifoğlu

“Ve Çocuğun Uykusu Böyle Başladı”dan Ve çocuğun uykusu böyle başladı Çünkü yeni bir çocuk uyanacaktır

Şiirler, Beyan Yayınları, İstanbul, s. 189
367

Mermerler de Sevilir, A. Mümtaz İdil

Michelangelo’ya Musa heykelini yaptıran, Musa`ya olan sevgisi midir, mermere olan sevgisi mi? Bence ikincisi!

Varlık, Mart 2003 s. 27
366

Mermerler de Sevilir, A. Mümtaz İdil

Leonardo da Vinci, Cloux şatosunda Kral I. François`in kucağında son nefesini verirken, “Haşmetli hükümdarımın kollarında ölmek benim için şereflerin en büyüğüdür” demişti. Gerçekte o şeref kime aitti dersiniz?

Varlık, Mart 2003 s. 27
365

Mermerler de Sevilir, A. Mümtaz İdil

Moda deyimiyle “küreselleşme”, insanın kendi dışındaki dünyanın “vahşete çağrısı” karşısında elindeki “Çocuk Haftası” ciltlerini ya da sınıfını geçer geçmez “ders kitaplarını” sobaya atıp yaktığı bir ortamda başka tür insan yetiştirmenin ölçütü nedir? Balzac`ın, kendi kahramanı Eugenie Grandet`yi beyaz kâğıtlar üzerinde öldürdükten sonra ağladığı bir sevgi anlayışından, sevgilisini yatağa bağlayıp sayısız bıçak darbeleriyle lime lime ederek […]

Varlık, Mart 2003 s. 26
363

Bu ülke, Cemil Meriç

Önce sükût vardı, kelâm değil. “Tanrı Sükûttur” diyor bir Hint bilgesi. Söz, iki sonsuz arasında bir çırpınış.

İletişim Yayınları, İstanbul 2004 s. 279
362

Bu ülke, Cemil Meriç

Şuç ve Ceza’yı okumak, kendini isteyerek hasta etmektir. Kitabı okurken, daima bir ruh sancısı duyarsınız. Her kitap, yazarla okuyan arasında bir düello; yazar bize bir hakikat, bir hayal veya bir korku aşılamağa çalışır; biz de ya kayıtsızlığımızla karşı koyarız ona, ya aklımızla. Suç ve Ceza’da yazarın dehşet verme kabiliyeti, orta bir hassasiyetin dayanamayacağı kadar büyük.

İletişim Yayınları, İstanbul 2004 s. 206
361

Bu ülke, Cemil Meriç

Arzın kaderini değiştirenler, kaderlerinden utananlardır. Zilletten kurtulmak için Sezarlaşılır. Taç, yüz karasını pırıltılarla gizlediği için kutsal.

İletişim Yayınları, İstanbul 2004, s. 282