“Sancho’nun Sabah Yürüyüşü”nden Dünyanın en nankör yaratığı insanla en sadık yaratığı köpek arasındaki, dünya tarihi kadar eski bu çözülmez sıkı fıkılık, aslında köpeğin insana değil, insanın köpeğe muhtaç oluşundan geliyor. tiki tiki praf Bütün mesele bu. tiki tiki praf Bütün mesele bu. Peki insan bu sadakate değer mi? O bambaşka bir konu.
“İznikli Leylek”ten “Bütün çabalar boşuna… Ne yaparsa yapsın, istediği kadar havalanacağım diye çırpınsın, sonunda insanoğlu da yaralı leylek gibi rezil ve perişan yan üstü toprağa yuvarlanmıyor mu? Kaderlerimiz aynı: Uçamayacağını bilmek, yine de uçmaya yeltenmek.”
“İznikli Leylek”ten Uçsa öbür leyleklerden biri olacak, dişisini ensesinden ısırıp vuslata kavuşacak, sonra tatminini bulmuş bütün Öbür hışır leylekler gibi kurumlu taktakasından geçilmeyecekti. Uçabilse öbürlerinden başka bir leylek olamayacak, üzerinde fikir yürütüp, hakkında hikâye yazılamayacaktı. Kaldı ki, o takdirde daha mesut olacağı da söylenemez. Çünkü, öyle değil mi, yeryüzünde hiçbir şey, istediğini ele geçirmek kadar […]
Adina elmayı iyice ısırıyor. Tükür, bir kurt, diyor Clara. Kahverengi bir yol elmanın içine gömülüyor. Adina elmayı ve kurdu yutuyor. Bu alt tarafı bir elma kurdu, diyori elmanın içinde büyür, elmanın kendisindendir. Elmanın içinde büyümez, diyor Clara, elmanın içine girer, bir boydan bir boya kadar yer, sonra dışarı çıkar. Onun yolu budur. Çev. Nesrin Oral
Adina o zamanlar gazete kâğıdının meyveyi değiştirdiğine inanırdı. Külahı verdiğinde tenekeci: Hemen ye, yoksa çürür, derdi. O da çabucak yerdi, meyveler o daha bunu söylerken çürüyebilirdi. Sonra tenekeci: Her lokmanın tadına varabilmek için yavaş ye, derdi. Çev. Nesrin Oral
Çocuk okulun avlusunda öteki çocukların arasında durduğunda yanağındaki leke yalnızlığın elidir. Çev. Nesrin Oral
İğnenin anası kanayan yerdir. İğnenin anası dünyadaki bütün iğneleri doğurmuş olan en eski iğnedir. İğnelerin anasının bütün iğneleri, dünyadaki dikiş diken her elde batacak parmak arar. Çev. Nesrin Oral
Arada bu şaşkınlığımdan başkalarına da söz ettim. Ancak hiç kimse paylaşır, ve hatta anlar görünmediğinden (yaşam bu küçük yalnızlık darbelerinden oluşur), unutmuştum bunu. Çev. Reha Akçakaya
Sessizlerin, anlatmayı bilmeyenlerin, kendini dinletemeyenlerin, önemli gözükmeyenlerin, dilsizlerin, o iyi cevabı hep olaydan sonra evde düşünenlerin, insanların hikâyelerini merak etmediği o kişilerin yüzleri diğerlerinden daha anlamlı, daha dolu değil mi?
… hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz. Yazı hariç. Yazı hariç. Evet tabii, tek teselli yazı hariç.