*
336

Onikiye Bir Var, Haldun Taner

“Sancho’nun Sabah Yürüyüşü”nden Dünyanın en nankör yara­tığı insanla en sadık yaratığı köpek arasındaki, dünya tarihi kadar eski bu çözülmez sıkı fıkılık, aslında köpeğin insana değil, insanın köpeğe muhtaç oluşundan geliyor. tiki tiki praf Bütün mesele bu. tiki tiki praf Bütün mesele bu. Peki insan bu sadakate değer mi? O bambaşka bir konu.

Bilgi Yayınevi, Ankara 2009 s. 104
335

Onikiye Bir Var, Haldun Taner

“İznikli Leylek”ten “Bütün çabalar boşuna… Ne yaparsa yapsın, istediği kadar ha­valanacağım diye çırpınsın, sonunda insanoğlu da yaralı leylek gibi rezil ve perişan yan üstü toprağa yuvarlanmıyor mu? Kaderle­rimiz aynı: Uçamayacağını bilmek, yine de uçmaya yeltenmek.”

Bilgi Yayınevi, Ankara 2009 s. 61
334

Onikiye Bir Var, Haldun Taner

“İznikli Leylek”ten Uçsa öbür leyleklerden biri olacak, dişisini ensesinden ısırıp vus­lata kavuşacak, sonra tatminini bulmuş bütün Öbür hışır leylekler gibi kurumlu taktakasından geçilmeyecekti. Uçabilse öbürlerin­den başka bir leylek olamayacak, üzerinde fikir yürütüp, hakkında hikâye yazılamayacaktı. Kaldı ki, o takdirde daha mesut olacağı da söylenemez. Çünkü, öyle değil mi, yeryüzünde hiçbir şey, istediği­ni ele geçirmek kadar […]

Bilgi Yayınevi, Ankara 2009 s. 60
333

Tilki Daha O Zaman Avcıydı, Herta Müller

Adina elmayı iyice ısırıyor. Tükür, bir kurt, diyor Clara. Kahverengi bir yol elmanın içine gömülüyor. Adina elmayı ve kurdu yutuyor. Bu alt tarafı bir elma kurdu, diyori elmanın içinde büyür, elmanın kendisindendir. Elmanın içinde büyümez, diyor Clara, elmanın içine girer, bir boydan bir boya kadar yer, sonra dışarı çıkar. Onun yolu budur. Çev. Nesrin Oral

Telos Yayınları, İstanbul 2009, s. 20
332

Tilki Daha O Zaman Avcıydı, Herta Müller

Adina o zamanlar gazete kâğıdının meyveyi değiştirdiğine inanırdı. Külahı verdiğinde tenekeci: Hemen ye, yoksa çürür, derdi. O da çabucak yerdi, meyveler o daha bunu söylerken çürüyebilirdi. Sonra tenekeci: Her lokmanın tadına varabilmek için yavaş ye, derdi. Çev. Nesrin Oral

Telos Yayınları, İstanbul 2009, s. 17
331

Tilki Daha O Zaman Avcıydı, Herta Müller

Çocuk okulun avlusunda öteki çocukların arasında durduğunda yanağındaki leke yalnızlığın elidir. Çev. Nesrin Oral

Telos Yayınları, İstanbul 2009, s. 12
330

Tilki Daha O Zaman Avcıydı, Herta Müller

İğnenin anası kanayan yerdir. İğnenin anası dünyadaki bütün iğneleri doğurmuş olan en eski iğnedir. İğnelerin anasının bütün iğneleri, dünyadaki dikiş diken her elde batacak parmak arar. Çev. Nesrin Oral

Telos Yayınları, İstanbul 2009, s. 9
328

Camera Lucida, Roland Barthes

Arada bu şaşkınlığımdan başkalarına da söz ettim. Ancak hiç kimse paylaşır, ve hatta anlar görünmediğinden (yaşam bu küçük yalnızlık darbelerinden oluşur), unutmuştum bunu. Çev. Reha Akçakaya

Altıkırkbeş, Şubat 2000, s. 17
326

Kara Kitap, Orhan Pamuk

Sessizlerin, anlatmayı bilmeyenlerin, kendini dinletemeyenlerin, önemli gözükmeyenlerin, dilsizlerin, o iyi cevabı hep olaydan sonra evde düşünenlerin, insanların hikâyelerini merak etmediği o kişilerin yüzleri diğerlerinden daha anlamlı, daha dolu değil mi?

İletişim Yayınları, İstanbul 2004 s. 263
325

Kara Kitap, Orhan Pamuk

… hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz. Yazı hariç. Yazı hariç. Evet tabii, tek teselli yazı hariç.

İletişim Yayınları, İstanbul 2004 s. 442