*
473

Bütün İsimler, Jose Saramago

… geceyi burada geçirmeye karar vermiş olması, sessizliğin kulağına sırrı söylemesini umduğundan ya da ay ışığının nezaketle ağaçlar arasından ona bunu resmedeceğinden değil, sadece manzarayı seyretmek için bir dağa çıkmış da kamaşmış gözlerine daha fazla enginliğin sığmadığını hissedene dek vadiye dönmeye direnen biri gibi.

Kırmızı Kedi Yayınevi, İstanbul, 2017, s. 216
472

Bütün İsimler, Jose Saramago

… böyle bir mezarlığın kitaplar yerine gömülü kimseler barındıran bir tür kütüphane olduğunu söyleyenler vardır, aslında önemi yok, birinden olduğu kadar diğerinden de öğrenilebilir.

Kırmızı Kedi Yayınevi, İstanbul, 2017, s. 210
471

Kör Baykuş, Sadık Hidayet

Böyle durumlarda herkes, güçlü bir alışkanlığa, bir tutkuya sığınır: Ayyaş içer, edebiyatçı yazar, yontucu taşı yontar, acısını dindirmek için her biri, en kuvvetli iç güdüsünden medet umar ve gerçek sanatçı, kendi bağrından şaheserler yaratır.

YKY, İstanbul, 2011, s. 26
469

Hasta Gül, William Blake

“Masumluk Kehanetleri”nden Hor kullanılan bir At yol üstünde Yakarır İnsan kanı için Cennet’e. Çev. Dost Körpe

Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 1996, s. 28
468

Hasta Gül, William Blake

“Kesek ve Çakıl Taşı”ndan … Ve bir Cennet kurar Cehennem’in içindeki çaresizlikte. … Ve bir Cehennem kurar Cennet’in içindeki kinde. Çev. Dost Körpe

Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 1996, s. 18
467

Hasta Gül, William Blake

KAYIP KÜÇÜK OĞLAN “Baba! Baba! nereye gidiyorsun? Ah yürüme bu kadar hızlı. Konuş baba, konuş küçük oğlunla, Kaybolacağım yoksa.” Gece karanlıktı, yoktu orada hiçbir baba; Çocuk çiğle ıslanmıştı; Batak derindi, ve çocuk ağlıyordu, Ve pus uçuyordu uzaklara. BULUNAN KÜÇÜK OĞLAN Issız bataklıklarda kaybolan gezgin ışığı Takip eden küçük oğlan Ağlamaya başladı; ama hep yakında olan […]

Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 1996, s. 14
466

Hasta Gül, William Blake

“Dadının Şarkısı”ndan Gelin o halde çocuklarım eve, güneş battı Ve başgösteriyor gecenin çiğleri Baharınız ve gününüz oyunlarla harcandı Ve gizleniyor kışınız ve geceniz Çev. Dost Körpe

Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 1996, s. 17
464

Madam Bovary, Gustave Flaubert

Şaşırmış ve kendini kaybetmişti. Yalnızca kırları dolduran ve sağır edici bir müzik gibi damarlarından yayıldığını sandığı yürek çarpıntısıyla tanıyabiliyordu kendisini artık. Ayaklarının altındaki toprak sudan daha yumuşaktı, tekerlek izlerini bitmek tükenmek bilmeyen, kahverengi ve çatlayan dalgalar gibi gördü. Kafasındaki bütün anılar, bütün düşünceler, bir sıçrayışta, bir şenlik fişeğinin bin parçası gibi fırlıyordu. Babasını, Lheureux’nün odasını, […]

Oğlak Yayınları, İstanbul 2001, s. 351
463

Madam Bovary, Gustave Flaubert

Hiçbir şey arama zahmetine değmezdi, her şey boş, yalandı. Her gülümsemenin altında sıkıntıdan kaynaklanan bir esneme vardı, her sevinç bir lanet, her zevk bir tiksinti gizlerdi. En hoş öpücükler bile daha yüce ama gerçekleştirilemez bir şehvet arzusundan başka bir şey bırakmıyordu dudaklarımızda. Çev. İsmail Yerguz

Oğlak Yayınları, İstanbul 2001, s. 319
462

Madam Bovary, Gustave Flaubert

“Bazen, bir kitapta, bir zamanlar düşünmüş olduğunuz belirsiz bir şeye, uzaklardan gelen, en ince duygunuzun ortaya çıkması gibi bir şeye, derinlerde kalmış bir benzetmeye rastladığınız olmuş mudur hiç?” diye sordu Leon. Çev. İsmail Yerguz

Oğlak Yayınları, İstanbul 2001, s. 97