*
25

Tutunamayanlar, Oğuz Atay

[…] yatağımızın yanında kitaplarımız duruyor benim komodinimin üstünde benimkiler duruyor senin komodininin üstünde seninkiler duruyor ışıklarımız da gece lambalarımız da ayrı fakat kalplerimiz bir çarpıyor sen dört ben altı sayfa okuyunca uykumuz geliyor aynı anda birbirimize doğru dönüyoruz öpüşüyoruz aynı anda Fransızlar gibi iyi geceler diliyoruz Amerikalılar gibi birbirimize arkamızı dönüyoruz sabaha tekrar buluşmak üzere […]

İletişim Yayınları, İstanbul 1997, s. 484-485
24

Yabancı, Albert Camus

Anam ölmüş bugün. Belki de dün, bilmiyorum. İhtiyarlar yurdundan bir telgraf aldım: “Anneniz vefat etti. Yarın Kaldırılacak. Saygılar.” Bundan bir şey anlaşılmıyor. Belki de dündü. İhtiyarlar yurdu Marengo dadır, Cezayir den seksen kilometre uzakta. Saat ikide otobüse biner, öğleden sonra oraya varırım. Bütün gece başında bekler, yarın akşama da dönerim. Patrondan iki günlük izin istedim, […]

Can yayınları, İstanbul 1999 s. 11
22

Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı, Bilge Karasu

“Ada”dan Sanki başkalarının varlığı, uzaktan da olsa kendini sezdirmedikçe Andronikos, bir türlü rahat edemiyor. Kendilerinden uzaklaşmak için de olsa başkalarının varlığı gerek bu yalnızlığına.

Metis Yayınları, İstanbul 2010, s. 45
20

Uçuş Denemeleri, İbrahim Tenekeci

Görünmez Kaza Ölüm, biriktirdiğimiz şeylerin altında kalmak olmalı.

Profil Yayınları, İstanbul 2006 s. 24
19

Üç Köpük, İbrahim Tenekeci

Sözü Yormadan efendim e vermek için yirmi yedimden gün aldım yirmi yetimden gül. i bir bilseniz efendim için için ateşe verdim içimdeki beni ah beni hangi vadiler istedi de gitmedim kıskandım da ne oldu hayattan kendimi. ah efendim, sorar durur can; nasıl bir sondur bu, kaçtıkça yakınlaşan kaçtıkça yakınlaşan… ii derdimi anlattım efendim derdimi anlattım, […]

Profil Yayınları, İstanbul 2008 s. 26-27
18

İnci Sokağı, Trevanian

Hayat iyi bir öğretmendir derler ama, boşuna. İyi öğretmenler asla dersi öğretmeden önce sınavı önüne dayamaz.

E Yayınları, İstanbul 2006 s. 461-462
17

İnci Sokağı, Trevanian

Belki ara sıra konuşacağı biri olsa, bu kadar “rüzgâr yemiş” gibi görünmezdi.

E Yayınları, İstanbul 2006 s. 397
16

İnci Sokağı, Trevanian

Ayağını yorganına göre uzatmak, bir burjuva değeridir, çünkü zenginlerin tasarruf etmeye değer bir şeyleri vardır. Fakirler alabildiğince harcar. Hayatlarının o renksiz dokusu üzerine biraz renk saçmak zorundadırlar. Aç olan, rüyasında kepekli pirinçle sebze görmez, görecekse pasta görür.

E Yayınları, İstanbul 2006 s.159
10

Bütün Şiirleri, Federico Garcia Lorca

Ne İçindeyim Zamanın Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpâre, geniş bir ânın Parçalanmaz akışında. Bir garip rüyâ rengiyle Uyuşmuş gibi her şekil. Rüzgârda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil. Başım sükûtu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen; İçim muradına ermiş Abasız, postsuz bir derviş; Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim, Mavi, masmavi bir […]

Dergâh Yayınları, İstanbul 2009, s. 19
8

Ada ya da Arzu, Vladimir Nabokov

… Bir saatin akreple yelkovanı, bozuk bile olsalar, durdukları yerden emindirler ve en aptal küçük kol saatlerine bile bunun neresi olduğunu bildirirler, yoksa her ikisi de kadran değil, ancak komik bıyıklı beyaz bir surattır. Aynı şekilde bir çelovek (insanoğlu) de nerede durduğunu bilmeli ve diğerlerine bildirmeli yoksa bir çelovet klok dan (insan müsveddesi) başka nedir […]

İletişim Yayınları, İstanbul 2004 s.47