Etrafta kimseler yoktu. Az dalgalı deniz, sahildeki iri ve yosunlu taşları örtüp açıyor, epeyce yükselmiş olan güneşin altında hakiki rengini göstermeden kımıldıyordu. Uzaklardan birkaç irili ufaklı vapur ve daha ilerlerde şişirilmiş tulumlar gibi yatan adalar vardı. Ömer, “Burası da, görüyorsun ki, uçsuz bucaksız bir yer değil! Burada da gözümüze bir hudut çiziliyor. Okyanuslarda bile başka […]
Ömer birdenbire, gözleri parlayarak, elindeki mecmuayı masaya vurdu. “Bakınız… Bakınız!” dedi. “Burada bir şiir var… Beni deli eden şeyleri ne kadar açık söylüyor. Siz beni anlamıyorsunuz… Eminim ki bunu yazan beni anlayacaktır…”
Suiniyeti esas olarak kabul eden ve insanın dürüst, samimi ve namuslu olabileceğine ihtimal vermeyen bir kimseye karşı kendini müdafaa edebilmenin hazin imkânsızlığı onun elini kolunu bağlamıştı.
“Zavallıcığın daha haberi yok… Bir türlü söyleyemiyorum, bir hafta evvel babası öldü… Ne yapacağım bilmem” diye mırıldandı. Ömer içinde birdenbire sevince benzer bir şey parladığını hissetti ve gene bu anda bu histen dolayı müthiş bir utanma duydu. Bu ölümü kendisine yardım edecek bir hadise olarak telakki etmenin pek dürüst bir şey olmadığını düşündü. Fakat içimizde, […]
Sanatın konusu nedir? Eğer gerçeklik gelip doğrudan doğruya duyularımıza, bilincimize çarpsaydı; nesnelerle ve kendimizle doğrudan doğruya iletişim kurabilseydik, öyle sanıyorum ki sanata gerek kalmazdı ya da daha doğrusu hepimiz sanatçı olurduk, çünkü ruhumuz o zaman hep doğa ile birlikte heyecanlanırdı; gözlerimiz belleğimizin yardımıyla uzamdan öykülenemez tablolar çıkarıp, bunları zamanda saptar; bakışlarımız insan bedeninin canlı mermerinden […]
Gülmemiz her zaman bir grupla birlikte ortaya çıkar. Belki bir vagonda ya da bir lokantada birtakım yolcuların birbirlerine bir şeyler anlatıp güldüklerine tanık olmuşsunuzdur. Anlattıkları kendilerine komik gelmiş olmalı ki seve seve gülüyorlardır. O grubun içinde olsaydınız siz de gülerdiniz; olmadığınız için canınız gülmek istememiştir. Herkesin gözyaşları döktüğü bir vaaz sırasında adamın birine neden ağlamadığını […]
“Şekiller”den […] Ve başlar Kimin yüreği daha yüce yarışı Musa kardeşim ağlamaktan mı Okumaktan az uyumaktan mı Kan gölü gözlerin Her an karanlığını giyinecek gibisin Ne kadar uzun sürüyor Ta içinden gözlerine gelmesi dikkatin Karnın ne kadar küçük ve içerde İnce belin- Fazla kabarık değil kemiklerinden etlerin Biliyorum ancak sen Bu kadarla yetindikçe ve ekmeği […]
Anlaşılması Güç Bir İnsanlık Başlarlar uykudan uyanmaya karşı dağlara bakmaya Şehir canlarına okumuş alınlarına bir kara vurmuş Daha çocukturlar ve anlarlar havanın yumuşamadığını Babalarının bayramlarda evin arka odalarına kapanıp İlkin camları açıp Bir dilim ekmeğe baktığını Daha da anlarlar Ailecek gecelere doğru tırmandıklarını zamanı Sanki gün geçtikçe düşünceleri kocamanlaşmakta Anne yine birdenbire şiş ve sağa […]
Ayna Ve gözüm eşyamda değil Yoruldum maddemden Ta ki dünya bitti Köşk kurdum sakin oldum Dehlizsiz ve tabakasız Kör bir hayvan gibi Rızkına etiyle yanaşan Karanlık birevDir gövdem Güneşte asla karanlık yoktur dediler Ve onlar yoluna cihet ettim vatan tuttum Büyük yeni bir hayat bildim Yeni yeni bildim yoksa ölüyordu bir şey Bir insan binası […]
“Sempati”den Kuyular sularını yükseltir Çöllerden sızıp gelen geyik ağızlarına