çocuktum ve geleceğim kadardım.
Yalnızlık âsâsıdır Musa’nın Nuh’un gemisidir, İsa’nın çarmıhı, Muhammed in devesi. Teraziden havalanıp bakkal Hüsnü nün omuzlarına konan sineğin kanadıdır sinek için, elimdir benim, ayağımdır. Tenimdeki ürpertidir ansızın, ansızın bana bakışınızdır.
Bilinmesin; Yalnızlık biraz da, Her şeyi bilmenin ta kendisidir.
Avcılar ki, av olmaktan sıkılmış yalnızlıklardır.
“Malatyalı Abdo İçin Bir Konuşma”dan Ah! İşte öyle bakmayın Bir geçmişi anmaya var mısınız Biraz benimle, biraz benimle, biraz uzak ama yarın Geçer gidersiniz uzaklardasınız.
“Malatyalı Abdo İçin Bir Konuşma”dan Her şey akıp gider bir katı hüzün kalır Her zaman geceleyin kalır o bazan gündüzün kalır Ben de bu dünyaya geldim geleli Ölmezsem, öldürmezsem Kim benim farkıma varır? –
“Acının Tarihi”nden ben şimdi diyorum ki bir bak şu alanlara sokaklara köprülere kiremitsiz damlara taşlara sopalara amanvermez silâhlara şehir haritasına trafik lambasına kan içinde adamlara kan içinde adamlara kan umutsuzluktur ona kendini hazırla ne kadar yalnız olduğumuzu hep hatırla
“Söylenir”den söylenir ve yarım kalır bütün aşklar yeryüzünde bir kaktüs bol sudan nasıl nasıl çürürse öyle
İçeri Giren’e kapılarda bıraktılar her şeyleri her şeyleri ey üzünç yalnız bir seni mi aldılar içeri saatler bir açık deniz gibi kimseden yana değil her zaman süslü püslü her zaman oldukça geri beni bir su başına götürün bir su başına öyle yapın ki sileyim orada hendekleri beni şarkılarla türkülerle aşkla donatın pırıl pırıl yara almaz […]
“Hızla Gelişecek Kalbimiz”den Bütün çalar saatlerin Derin ve güzel bir su`yu vurduğu zamanda Hızla gelişecek kalbimiz.