*
63

Şiir Burçları, Behçet Necatigil

Şiir Burçları Hangi burçta doğdunuz? Şu veya bu! Burç yorumlayıcıla­rının, yıldız fallarına bakarak insanlara, yakın gelecek müjde­leri vermelerine ya da yaklaşan bir felâkete karşı onları uyar­malarına inanmam ya; şiirdeki burçların, olasılıklardan ötede, az değişir bazı gerçeklerin göstergesi olduğu görüşündeyim. Bence her şair, şiir hayatı boyunca, üç burçtan: Gurbet, hasret ve hikmet burçlarından geçiyor, ilki gurbet […]

Bile / Yazdı Yazılar, Cem Yayınevi, İstanbul 1983 s. 66-68
61

Başkası Olduğun Yer, Leyla İpekçi

Kim ölümünün nasıl olacağını merak ediyorsa, geceleri uykuya nasıl daldığına baksın.

Kanat Kitap, İstanbul 2005 s. 45
60

Başkası Olduğun Yer, Leyla İpekçi

Bilinmeyendeki hakikati, bilinmek istenmeyendeki hayrı, bilinmesi gerekmeyendeki bilgeliği yok sananlara de ki, ezeli ruhun inceliklerini göz ardı ederek küçük kız çocuğuna meleksi kanatlarıyla uçmayı asla öğretemezler… Başkasından öğrenilemeyen şeyler vardır de onlara. […] Yalnızlık zekasını melankoli addedenler de duysunlar özellikle.

Kanat Kitap, İstanbul 2005 s. 42-43
59

Başkası Olduğun Yer, Leyla İpekçi

Eskinin güzel bebekleri şimdi nerede?

Kanat Kitap, İstanbul 2005 s. 24
58

Başkası Olduğun Yer, Leyla İpekçi

Merhameti ve başka eski erdemleri küçümseyenler, içinde öldürme sahnesi olmayan filmlere film demeyenler var…

Kanat Kitap, İstanbul 2005 s. 10
57

Başkası Olduğun Yer, Leyla İpekçi

Sükut etmenin tecrübesi; işitiyorsun…

Kanat Kitap, İstanbul 2005 s. 5
56

Onikiye Bir Var, Haldun Taner

“Onikiye Bir Var”dan An anı kovalıyor, anlar sonsuzlukta eriyor. Çarşamba perşembeyi, perşembe cumayı sürüklüyor. Kasım, aralık oldu, aralık ocak, ocak şubat olacak. Şubat da mart. Ve biz, karanlığın içinde şu vapur gibi zamanı yara yara ilerliyoruz. Nereye? Bir zamansızlık ülkesine doğru… Karşıda sahil göründü. Esrarlı ve karanlık. Yaklaştıkça yaklaşıyoruz. Ah şu vapur bir dursa… İyisi, […]

Bilgi Yayınevi, Ankara 2006, s. 27
53

Cevdet Bey ve Oğulları, Orhan Pamuk

Fuat da sordu, Şükrü Paşa da: Hayat nedir? Fuat`a bu soru abestir, dedim. Abestir, abestir… İnsan bunu niye sormalı? Kitap okuyanlar, akılları karışanlar sorar! Zeynep teyze hiç soruyor mu? Yaşıyor. Ben de yaşıyorum… Şimdi uyuyacağım, sabah kalkacağım, işlerle uğraşacağım, evleneceğim, yemek yiyeceğim, sigara içeceğim, güleceğim, bunları daha çok yapacağım. Sonra öteki tarafa geçeceğim.

İletişim Yayınları, İstanbul 2000 s. 87
52

Kâtip Bartleby, Herman Melville

Acıyı görme veya düşünmenin bir noktaya kadar bizi etkilediği çok doğrudur, ayrıca korkunçtur da, ama bu noktanın ötesinde etkisini kaybeder. Bunu insan yüreğinin bencilliğine yıkanlar yanılgıya düşmüş olurlar. Duygu, ölçüsüz bir uzvi hastalığa çare bulamama umutsuzluğundan kaynaklanır. Duyarlı biri için, merhametin acı vermesi oldukça sık rastlanan bir olgudur. Acımanın bir yarar sağlamadığı kesinlikle algılandığında da, […]

İletişim Yayınları, İstanbul 2008 s. 37-38
50

Göçmüş Kediler Bahçesi, Bilge Karasu

“Avından El Alan”dan Deniz, çoğu zaman, balıkçıyı kollar, kayırırdı. Balıkçı ise işinin rast gittiği bu zamanları denizden değil, kendi baktının açıklığından bilir, usta denizci olmasına verir, övünürdü. Deniz, kişioğlunun kimi şeyi anlamamakta gösterdiği direnimi bilirdi, kendisine göre alıklık olan şeyin, kişioğlunda neredeyse zeyreklik sayıldığını bilirdi. Bilenler, susar.

Metis Yayınları, İstanbul 2008, s. 16