*
36

Mühürlenmiş Zaman, Andrey Tarkovski

Hâlbuki olay, bir insanın yürürken neden birden en rahatsız bir tavırla donup kaldığını ya da beşinci kattan aşağıya atladığını anlatmaktır.

Agora Kitaplığı, İstanbul 2008, s. 61
35

Mühürlenmiş Zaman, Andrey Tarkovski

İnsan bu resimlere baktığında heyecan verici bir umuda kapılıyor: Yoksa açıklanamaz olan burada birden açıklanacak mı?

Agora Kitaplığı, İstanbul 2008, s. 37
34

Mühürlenmiş Zaman, Andrey Tarkovski

Yoksa aramızda sanatın hiç kimseye hiçbir şey öğretemeyeceği düşüncesini paylaşmayanlar mı var? İnsanoğlu, dört bin yıldır hiçbir şey öğrenemediğini yeterince göstermedi mi?

Agora Kitaplığı, İstanbul 2008, s. 37
33

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar

“Sevgili oğlum, Bir zamanlar yaşadığım evin, geceyarısı eve dönerken taşıdığım o fenerin, duvardaki Acem halısının ve aslında gerçek bir kent olan Galata da gördüğüm her şeyin sadece ve sadece benim zihnimdeki düşünceler olduğu fikri kafa­ma saplandığında muhakeme gücümün zayıfladığına hük­metmiştim. Ama şimdi görüyorum ki, asıl bunu düşündü­ğümde yanılmışım. Çünkü onlar gerçekten de benim düşlerimdiler. Bu […]

İletişim Yayınları, İstanbul 2008 s.234-237
32

Mühürlenmiş Zaman, Andrey Tarkovski

Güzel, gerçeğin peşinde koşmayanlardan kendini gizler.

Agora Kitaplığı, İstanbul 2008 s. 32
31

Mühürlenmiş Zaman, Andrey Tarkovski

Şair, bir çocuğun hayal gücüne ve ruhsal yapısına sahip bir insandır. Hangi dünya görüşünü savunursa savunsun, dünyadan edindiği izlenim dolaysızdır; yani, sanatçı dünyayı “tanımlamaz” , dünya onundur.

Agora Kitaplığı, İstanbul 2008 s. 31
30

Mühürlenmiş Zaman, Andrey Tarkovski

Modern sanatın seçtiği yol yanlıştır, çünkü hayatın anlamını arama adına salt kendini onaylama peşinde koşmaktadır. Bu yüzden bu yaratıcı uğraş, kendi bireyci eylemlerinin bir kerelik değerini haklı göstermeye çalışan egzantrik kişilerin garip bir çabasına dönüşmüştür. Ne var ki, bireyin kendini sanatta kanıtlaması imkânsızdır, çünkü sanat daha farklı, genel ve yüksek bir düşünceye hizmet eder. Sanatçı, […]

Agora Kitaplığı, İstanbul 2008 s. 28
28

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar

Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve arbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı Kâinattan 7079 yıl, İsa Mesih`ten 1681 ve Hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına Konstantiniye derler, tarrakası meşhur bir kent vardı. Ceneviz taifesinin buraya ilk gelen gemilerine karanlıkta uçan bir ak martının yol gösterdiği, ancak […]

İletişim Yayınları, İstanbul 2008 s.13-14
27

Hikayeler, Ahmet Hamdi Tanpınar

“Yaz Yağmuru”ndan Dünyanın belki en iyi kalpli insanları. Ama ne yaparsın ki hepsi dertli. Kendi dertleri değil! Başkalarının derdi. Etraflarındaki hiçbir şeyi unutmuyorlar. İşinden haksız yere çıkartılan vatman, tamir edilmediği için yıkılan ev, çocuğuna iyi bakmadığı için ölümüne sebep olan yaşlı kadın, ayna taşı çalınan eski çeşme… Hepsini biliyorlar. Hepsini hatırlıyorlar ve birbirlerine hatırlatıyorlar. Biri […]

Dergâh Yayınları, İstanbul 2007, s.149
26

Hikayeler, Ahmet Hamdi Tanpınar

“Yaz Yağmuru”ndan Bu mübarek 1944 yazında tam kendi seviyesinde bir insanın yaşaması lazım geldiği gibi yaşıyor, düşünmesi lazım gelen şeyleri düşünüyordu. “Bu muydu benim meselem?” Fakat kendisi istememişti ki, her şey kendiliğinden olmuştu “Dünya kan, ateş içinde yahu!” diye kendi içinden devam etti. Fakat hayır bunu düşünemezdi. O, hayatında kurulan acayip tahtaravallide, kah bir taraf […]

Dergâh Yayınları, İstanbul 2007, s.185-186