“Kalp Makası”ndan İçmek, içinde boğmaya çalışmaktır sevgiliyi Ağlamak, aldırmaktır kendine. Şehirde ağaç izleri.
“Güle Güle Çocuklar”dan Babam isterdi ki: Dört yanı kiliseyle çevrili bir gölümüz olsun Annem isterdi ki: Dört yanı minareyle çevrili bir murabba yaşayalım Ben isterdim ki: Bütün bunları unutsunlar, tanrı da dahil, Bana bir kardeş daha versinler! Bana Yalnızız diyen bir şey daha versinler!
Ona yaptığınızı bana yapamayacaksınız. Beni yolumdan çeviremeyecekler Olric! insan, Selim olduktan sonra ne yapsa olur, anlıyor musun Olric? Anlıyorum efendimiz. Anlamasan da olur. Kimse anlamasa da olur. Gerçek hürriyet budur Olric. Ben anlıyorum. Anlatamasam da olur.
Sen bir saksı çiçeğisin Turgut Özben. Yapraklarını birbirine sürterek varlığını duyamazsın.
İçini tarifsiz bir korku kaplıyor, olduğu yerde ter içinde kalıyordu. Selim`i düşünen Turgut tan başka bütün Turgutlar, birdenbire onu yalnız bırakıyordu. Bir çocuk gibi çaresiz ve savunmasız kalıyordu. Üzülme Turgut, bunu karşındaki bilmiyor Turgut, biraz gülümse Turgut, anlıyormuş gibi bak Turgut; kimse o kadar akıllı değildir, kimse seninle korktuğun kadar ilgili değildir Turgut diye kendine […]
“Hepinize bu üniversiteyi bitirebileceğimi, hem de kırıntılarımla bitirebileceğimi göstereceğim. Size de, onlara da göstereceğim”. Kimdi onlar? Bilmiyordu. “Böyle olmama sebep olanlar,” diyordu. “Her çağımda isimleri değişen ve aslında hepsi birbirinin aynı olanlar. Onlar işte!”.
İsa’dan tam 1936 yıl sonra dünyaya gelen Selim’in doğumu yalnız kendisi için mi önemlidir? O tarihte orta yaşlı bir adam olan Numan Beyin “erkek evlat” istemesi, bunak dedenin bir torun özlemi içinde olması -henüz oğlunu torunundan ayıracak kadar aklı başındaydı- ufak tefek annesinin bu ağır yükü dokuz aydan beri karnında taşımasının sabırsızlığı ve tutunanların yeni […]
Eller boşta kalıyor, tutunamıyorlar toprağa Anlatamıyorlar anlatılamayanı. Anlatmak gerek: Düşman sarmış her yanı Oysa, mesela Selim Işık Anlatmadan anlaşılmaya âşık. Böyle adama (Darılma ama) Yaklaşmaz hiçbir güzellik, Doğduğu günden beri kalbinde bir delik, Almak için bütün sızıları içine. Her zaman utanmıştır başkaları yerine.
“Korkuyu Beklerken”den Beni anlamıyorlardı. Zarar yok. Zaten beni, daha kimler anlamadı.
“Korkuyu Beklerken”den Korkuyla beklemek, korkuyu beklemek gereksizdi; çünkü dünyanın yarıçapını ve İstanbul’un fethini biliyordum.