*
127

Kum ve Köpük, Halil Cibran

Eğer kış, “Bahar yüreğimdedir” deseydi, ona kim inanırdı.

Yayınları, İstanbul 2010 s. 25
125

Hikâyeler, Ahmet Hamdi Tanpınar

“Adem’le Havva”dan Ve karşılıklı çığlık devam ediyor. Havva çağırıyor. Adem yürüyor, Adem sesleniyor. Havva kuyusunun başında onu bekliyor. Ve insan sesine susamış toprak bu sesleri dinledikçe ısınıyor, değişiyordu.

Dergâh Yayınları, İstanbul 2007, s. 249
124

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera

Daha geçenlerde, son derece inanılmaz bir duyum anında yakaladım kendimi. Hitler hakkında bir kitabı karıştırırken, portlerinden bazısı birden içime dokundu; çocukluğumu hatırlattı bana. Çocukluğum savaş sırasına rastlar; ailemden birçok kişi toplama kapmlarında yokolup gitti; ama yaşamımın kaybolmuş, bir daha hiç geri gelmeyecek bir dönemi ile karşılaştırıldığında onların ölümünün sözü mü olur? Benim Hitler’le bu uzlaşmam, […]

İletişim Yayınları, İstanbul 2005 s. 12
123

Hikâyeler, Ahmet Hamdi Tanpınar

“Teslim”den O zamana kadar politikayı büyük merkezlere mahsus, büyük meselelerin etrafında ve her şeyden evvel bir fikir dâvası addeder­di. Fakat bu kısa yolculuk ona asıl politikanın bu küçük şehirlerin, para kudreti, iş imkânı sahiplerinin yüzlerinde, tok seslerinde, ağır baş sallayışlarında toplanmış, dış taraflarından bakılınca bir felâke­tin artığı gibi görünen bakımsız eşraf konaklarının, mağazaların, dükkânların, ardiyelerin […]

Dergâh Yayınları, İstanbul 2007, s. 203
122

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera

Olgunlaşma insanoğlunun gücünün sınırları içinde midir? Yineleme yoluyla elde edebilir mi olgunlaşmayı?

İletişim Yayınları, İstanbul 2005 s. 231
121

Hikâyeler, Ahmet Hamdi Tanpınar

“Yaz Yağmuru”ndan Hayatına bütün müdahalesi kendi kendisini göz hapsine almaktan ileriye gitmiyordu.

Dergâh Yayınları, İstanbul 2007, s. 200
120

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera

O halde, gizemli kesişmelerin büyüsüne kapıldığı için romanı kınamamalı; asıl, gündelik yaşamındaki bu tür kesişmeleri göremediği için insanoğlunu kınamalı. Çünkü böylelikle yaşamını güzelliğin bir boyutundan yoksun bırakmaktadır insanoğlu.

İletişim Yayınları, İstanbul 2005 s. 59-60
118

Hikâyeler, Ahmet Hamdi Tanpınar

“Abdullah Efendinin Rüyaları”ndan Arkadaşları seslendikleri zaman Abdullah Efendi kendisini bir kuyunun dibinde buldu; o kadar kâinatla alâkasını kesmiş, kendi kendisi yahut sadece iradesi olmuştu. Onlar, hep bir ağızdan, onun sükûtuna kızıyorlar, bu somurtkanlığı mânâsız, budalaca ve kibirli buluyorlardı. “Haydi, diyorlardı, kendine gel, eğleneceğiz…” Abdullah Efendi birdenbire kuyusundan çıktı. Eğlenmek, ne güzel şeydi bu! Elbette eğleneceklerdi… […]

Dergâh Yayınları, İstanbul 2007 s. 22-23
117

Hikâyeler, Ahmet Hamdi Tanpınar

“Abdullah Efendinin Rüyaları”ndan Hakikatte Abdullah Efendi, ömürlerinin sonuna kadar kendile­ri olmaktan kurtulamayan, nefislerini bir ân bile unutamayan, etra­fındaki havaya kendilerini en fazla bıraktıkları zamanda bile, içle­rinde, tıpkı alt katta geçen bütün şeyleri merakla takip eden bir üst kat kiracısı gibi köşesinde gizli, mütecessis, gayrimemnun ve zalim ikinci bir şahsın mevcudiyetini, onun zehirli tebessümünü, inkâr ve […]

Dergâh Yayınları, İstanbul 2007 s. 12
115

Yeni Hayat, Orhan Pamuk

Yavaş yavaş sayfaları çevirdikçe, bundan önce varlığını hiç bilmediğim, hiç düşünmediğim, hiç sezmediğim bir dünya ruhuma sindi ve orada kaldı. Şimdiye kadar bildiğim, düşündüğüm pek çok şey, üzerinde durulmaya değmez ayrıntılara dönüştüler ve bilmediklerim gizlendikleri yerlerden çıkıp bana işaretler yolladılar. Kitabı okurken bunların ne olduğunu söyle deseler sanki söyleyemezdim, çünkü okudukça, geri dönüşü olmayan bir […]

İletişim Yayınları, İstanbul 1994 s. 9