İbrâhîm ibrâhîm içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim güneş buzdan evimi yıktı koca buzlar düştü putlarin boyunları kırıldı ibrâhîm güneşi evime sokan kim asma bahçelerinde dolaşan güzelleri buhtunnasır put yaptı ben ki zamansız bahçeleri kucakladım güzeller bende kaldı ibrâhîm gönlümü put sanip kıran kim
Kedi tavan arasına kaçan çocuk erik ağacından görünen göğü düşünür akşamın acısı içine çökünce uyur benim küçük bir kedim vardı ahmak bir ayak ezdi benim en güzel çocukluğumu ahmak bir ayak ezdi ağaçların arasında unutulan çocuk yapraklarda güneşi görür ve hareli denizlerde gezdiği günü düşünür küçük kedim bana sürün kediler ağlamaz çöp tenekelerinde ölür sıska […]
İhsan, bunları ne güzel anlardı. Bir gün “Her ninnide milyonlarca çocuk başı ve rüyası vardır” demişti.
“Yetim”den Geçerken dünyanın bir kenarından, Bir şey gördüm de Çok güzeldi, kıyamadım bilmeye…
“Üzülmedim Diyemem”den Bir sandalye çektim zor günlerin altına
“Benim gibi korkakları, rüyalarında bile rahat bırakmıyorlar albayım, bizim üniversitede bir hoca vardı; adı sosyal le başlayan bir derse geliyordu. Rüyama girdi albayım. Fare olmuş ama, başı gene kendi başı. Masanın, yatağın altından, Bütün hesaplarını biliyorum, diye sırıtıyor, benimle eğleniyordu. Çok hızlı hareket ediyordu. O yaşta bir farenin bu baş döndürücü koşuşmasını kıskanıyordum. Uzun yıllar […]
Onu düşünmediğim dakika artık çok azdı, daha doğrusu hiç yoktu. Belki bazı geçici anlar vardı, o kadar. Bu “mutlu” anlar da çok kısa sürüyor, bir-iki saniyelik bir unutma süresinden sonra, kara lamba tıpkı bir apartmanın kendiliğinden sönen otomatiği gibi kendiliğinden yanıp karnımı, genzimi, ciğerlerimi zehirliyor, nefes alış verişlerimi bozuyor, varolmayı sürekli gayret gerektiren bir zorluğa […]
Çok içtiğim zamanlarda olduğu gibi, kendimi kendi hayaletim gibi hissederek yürüdüm.
“Keskin nişancı olduğunuz için mevcudu bulunduğunuz ortadan seçilen sizler, artık bu geminin tüfenkçilerisiniz,” dedi. “Gecenin bu saatinde kibar adamlar yalılarda, köşklerde ve kasırlarda uyuyup rüyalarında cariyelerin peşlerinde koşarlarken sizler, uyanık olarak buradasınız. Çünkü kan dökülmesi gerekiyor. Dilerim ki, dökülen sizin kanınız olmaz. Biliyorum ki, döktüğünüz kanı siz değil, yalılarda yaşayan ve şiir yazıp sizi hakir […]