*
410

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali

Böyle kimseleri gördüğümüz zaman çok kere kendimize sorarız: “Acaba bunlar neden yaşıyorlar? Yaşamakta ne buluyorlar? hangi mantık, hangi hikmet bunların yeryüzünde dolaşıp nefes almalarını emrediyor?”. Fakat bunu düşünürken yalnız o adamların dışlarına bakarız; onların da birer kafaları, bunun içinde, isteseler de istemeseler de işlemeye mahkum birer dimağları bulunduğunu, bunun neticesi olarak kendilerine göre bir iç […]

YKY, İstanbul 2011 s. 11
408

Onca Yoksulluk Varken, Romain Gary (Emile Ajar)

“Korkmak için insanın bir nedeni olması gerekmez, Momo”. Hiç unutmadım bunu, bugüne dek duyduğum en doğru şeydir çünkü. Çev. Vivet Kanetti

Agora Kitaplığı, İstanbul 2009, s. 40
407

Bir Kadın, Anne Delbee

Babasının bir uyarısı çocukluğunda kafasına kazınıp kalmış. “Camille insanlara hoşuna giden şeyleri söyle. Fedakârlık herkesi senden uzaklaştırabilir. Başkaları senin gerçek arzunu bilsinler. Birinin sizin için fedakârlık yapmasından daha kötü bir şey yoktur. Bu bir heidye değildir”. Çev. Ayşe Kurşunlu Ortaç

Afa Yayınları, İstanbul 1990, s. 167
406

Bir Kadın, Anne Delbee

Paul durdu. Karşısındaki büst onu alıp götürüyor. “Ama bu benim.” “Hangisi sensin?” “Bu benim.” “Hayır aptal, benim, Mösyö Rodin yapmış. Bronzdan döküm yaptıracak kadar param olduğunu mu sanıyorsun?” “Kardeşin haklı. Gidip tatilden önce yaptığın heykeli getirsene.” Camille omuzlarını silkip bir köşeden kardeşi Paul’ün heykelini çıkartıyor. Doğru. Bu kadar birbirine benzediklerini bilmiyordu. Kızlar iki heykele yan […]

Afa Yayınları, İstanbul 1990, s. 97
405

Bir Kadın, Anne Delbee

Camille kendini çok bitkin hissediyor. Yardım istemek için bağırmak istiyor sanki, ona yardım edilmesi gerektiğini ifade edecek bir şeyler yapmak istiyor. Ama on üç yaşında bir çocuğun yardım isteğine kim inanır ki? “rahat dur, ilginç olmaya çalışma” diyeceklerdir mutlaka. Oysa nasıl bir bulantı sardı içini, tıpkı gizli bir hastalık kemiriyormuş gibi, sanki bu masada ölecekmiş […]

Afa Yayınları, İstanbul 1990, s. 45
403

Oblomov, Gonçarov

Âciz insanoğlu dehşet ve hayret içinde çevresine bakar, hayalinde tabiatın ve kendi varlığının sırlarını açacak anahtarı ararmış. Belki uykulu ve uyuşuk bir hayatın sonsuz sessizliği, hareketsizliği, maceraların, tehlikelerin, korkuların yokluğu, insanı gerçek hayatın ortasında bir hayal dünyası yaratmaya götürüyor ve işsiz düşüncesi bu hayal dünyasında istediği gibi a oynatıyor, ya da olan bitenin nedenini onun […]

Sosyal Yayınlar, İstanbul 1982, s. 135-136
401

Yeni Hayat, Orhan Pamuk

Bu dünyanın sıra sıra görüntüler, bir dizi yanlış yorumlanmış işaretler ve körü körüne benimsenmiş birtakım alışkanlıklardan oluştuğunu, asıl dünyanın ve hayatın bunların içinde ya da dışında, ama yakınlarda bir yerde olduğunu acıyla biliyordum.

İletişim Yayınları, İstanbul 1994, s. 36
400

Sonrası Kalır II, Edip Cansever

“Bezik Oynayan Kadınlar”dan Ölüm diye bir şey yoktu ki Hilmi Bey Var mıydı? – Yüzümden bir şeyler aktı aktı İçim de menekşelendi Hilmi Bey Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk Hiçbir yere gitmiyor.

YKY, İstanbul 2008, s. 255
399

Şeyh ve Arzu, Saffet Murat Tura

Deneyle ilgili yönergeyi okuyup sana hangi adımda ne yapmamız gerektiğini anlatıyordum. Bence yazar çok hoş bir noktadan hareket etmişti; öncelikle nasıl şaşırtıcı bir şeyle karşılaştığımızı iyice hissetmemizi sağlamaya çalışıyordu. Yönergeye bakarak şöyle dedim: “Bak, önce mıknatısla ilgili bildiğin her şeyi unut.” “Ama unutamıyorum.” “Unutmaya çalış lütfen.” “Unutamıyorum ki, hepsi aklımda.” Ben hâlâ yönergeyi takip ediyordum: […]

Metis Yayınları, İstanbul 2002 s. 7
397

Sonrası Kalır II, Edip Cansever

“Bir Ölü Dalga”dan Ne çıkarmış az içsem, bütün bütün bıraksam da içkiyi İnanmazsın hiç mi hiç sevmiyorum zaten Yazdan kalma bir bitkiyi çıkarıp Doldurur gibi oyuğunu Ya da bir hastayı düzeltircesine yatağında yalnızca yerine koyuyorum onu Belki özenle biraz, biraz da dikkatle belki Kısaca söyleyeyim anlamak yordu beni.

YKY, İstanbul 2008 s. 158