Böyle kimseleri gördüğümüz zaman çok kere kendimize sorarız: “Acaba bunlar neden yaşıyorlar? Yaşamakta ne buluyorlar? hangi mantık, hangi hikmet bunların yeryüzünde dolaşıp nefes almalarını emrediyor?”. Fakat bunu düşünürken yalnız o adamların dışlarına bakarız; onların da birer kafaları, bunun içinde, isteseler de istemeseler de işlemeye mahkum birer dimağları bulunduğunu, bunun neticesi olarak kendilerine göre bir iç […]
“Korkmak için insanın bir nedeni olması gerekmez, Momo”. Hiç unutmadım bunu, bugüne dek duyduğum en doğru şeydir çünkü. Çev. Vivet Kanetti
Babasının bir uyarısı çocukluğunda kafasına kazınıp kalmış. “Camille insanlara hoşuna giden şeyleri söyle. Fedakârlık herkesi senden uzaklaştırabilir. Başkaları senin gerçek arzunu bilsinler. Birinin sizin için fedakârlık yapmasından daha kötü bir şey yoktur. Bu bir heidye değildir”. Çev. Ayşe Kurşunlu Ortaç
Paul durdu. Karşısındaki büst onu alıp götürüyor. “Ama bu benim.” “Hangisi sensin?” “Bu benim.” “Hayır aptal, benim, Mösyö Rodin yapmış. Bronzdan döküm yaptıracak kadar param olduğunu mu sanıyorsun?” “Kardeşin haklı. Gidip tatilden önce yaptığın heykeli getirsene.” Camille omuzlarını silkip bir köşeden kardeşi Paul’ün heykelini çıkartıyor. Doğru. Bu kadar birbirine benzediklerini bilmiyordu. Kızlar iki heykele yan […]
Camille kendini çok bitkin hissediyor. Yardım istemek için bağırmak istiyor sanki, ona yardım edilmesi gerektiğini ifade edecek bir şeyler yapmak istiyor. Ama on üç yaşında bir çocuğun yardım isteğine kim inanır ki? “rahat dur, ilginç olmaya çalışma” diyeceklerdir mutlaka. Oysa nasıl bir bulantı sardı içini, tıpkı gizli bir hastalık kemiriyormuş gibi, sanki bu masada ölecekmiş […]
Âciz insanoğlu dehşet ve hayret içinde çevresine bakar, hayalinde tabiatın ve kendi varlığının sırlarını açacak anahtarı ararmış. Belki uykulu ve uyuşuk bir hayatın sonsuz sessizliği, hareketsizliği, maceraların, tehlikelerin, korkuların yokluğu, insanı gerçek hayatın ortasında bir hayal dünyası yaratmaya götürüyor ve işsiz düşüncesi bu hayal dünyasında istediği gibi a oynatıyor, ya da olan bitenin nedenini onun […]
Bu dünyanın sıra sıra görüntüler, bir dizi yanlış yorumlanmış işaretler ve körü körüne benimsenmiş birtakım alışkanlıklardan oluştuğunu, asıl dünyanın ve hayatın bunların içinde ya da dışında, ama yakınlarda bir yerde olduğunu acıyla biliyordum.
“Bezik Oynayan Kadınlar”dan Ölüm diye bir şey yoktu ki Hilmi Bey Var mıydı? – Yüzümden bir şeyler aktı aktı İçim de menekşelendi Hilmi Bey Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk Hiçbir yere gitmiyor.
Deneyle ilgili yönergeyi okuyup sana hangi adımda ne yapmamız gerektiğini anlatıyordum. Bence yazar çok hoş bir noktadan hareket etmişti; öncelikle nasıl şaşırtıcı bir şeyle karşılaştığımızı iyice hissetmemizi sağlamaya çalışıyordu. Yönergeye bakarak şöyle dedim: “Bak, önce mıknatısla ilgili bildiğin her şeyi unut.” “Ama unutamıyorum.” “Unutmaya çalış lütfen.” “Unutamıyorum ki, hepsi aklımda.” Ben hâlâ yönergeyi takip ediyordum: […]
“Bir Ölü Dalga”dan Ne çıkarmış az içsem, bütün bütün bıraksam da içkiyi İnanmazsın hiç mi hiç sevmiyorum zaten Yazdan kalma bir bitkiyi çıkarıp Doldurur gibi oyuğunu Ya da bir hastayı düzeltircesine yatağında yalnızca yerine koyuyorum onu Belki özenle biraz, biraz da dikkatle belki Kısaca söyleyeyim anlamak yordu beni.