Üzülme Turgut, bunu karşındaki bilmiyor Turgut, biraz gülümse Turgut, anlıyormuş gibi bak Turgut; kimse o kadar akıllı değildir, kimse seninle korktuğun kadar ilgili değildir.
Örümcek Bazen rastgele, önemsiz mi önemsiz bir sözcük umulmadık bir anlam katar şiire, örneğin kocaman boş bir küp gibi kaç zamandır kimsenin uğramadığı terk edilmiş bir bodrumda; – karanlık ağzında bir örümcek dolaşmaktadır, anlamsız, (senin için anlamsız, ama onun için değildir belki.)
“Benzeşim”den yaramızın çevresinde türkülerimiz şarkılarımız.
“Zorunlu Açıklama”dan Bazı dizeler var – baştanbaşa şiirler bazen de- ben de bilemem ne demek istediklerini. Hâlâ ayakta tutar beni bu bilemediğim şey. Sen de haklısın sorarken. Sorma.
“Yalınlığın Anlamı”ndan Basit şeylerin arkasına gizleniyorum, beni bulasınız diye; beni bulamazsanız, nesneleri bulacaksınız, dokunacaksınız elimin dokunduğu yere, Birleşecek ellerimizin izleri.
“Dikkat!”ten Çiçekleri koparın, çimlere basın Ama yalnızlara dokunmayın
Korku Ölüp gideceksin, ah sonunda Teneşir soğuk ve soğuk ibrikteki su Faydası yok diyorlar korkunun ecele Olsun, sonuna kadar korku
“Yeis ile Tabanca”dan Affet şairi, okur, onun hâtıraları alfabetik olmayan bir acayip lügatta – vaktinde kül olamaz! Aslında sen çok iyi bilirsin, neler olur hayatta!
Tebeşir Ruhların canlandı. Ben geldim. Çocukluk körelmiş. San ki, şimşir bir topaç gözlerimden kaçtı. Kaçmış. Pas betondan sökülmüş. Küldü yaprak, can süzülmüştü. Sırçan yerde. Düştün, fışkıran kandı. Yorgunsun Mürekkep dağlıyor, ruhların kanlandı, dizim yandı. Tııp. Tıp. Düşen can. Gözlerim yaştan kızarmış. Çocukluk çıkmıyor hiç gözlerimden. Bağırdım ben de, yapraklarla birlikte. Etraf, sırça dolmuş. Tertemiz
Kekeme Hayat Sen, ya san, ya da sar beni, kalbim sağda, Şehir solda, ya san, ya sar, ya Sansar – Bak, yapraklar sar – hoş, yoksa Şehr`e, bahar mı geldi, bahar yani, son bahar. İşte böyle.