Hiç unutmam, devlet başkanımız bir mitingde büyük bir isabetle “En iyi sistem parlamenter demokrasidir” buyurmuşlardı da, ne kadar talihli olduğumuzu düşünmeden edememiştim. Diktatörleri bile demokrasiye inanan bir ülkenin sırtı yere gelir mi?
Resime olan ilgim, lise yıllarında yaptığım karikatürlerde kaldı. Şimdi geriye dönüp baktığımda ne görüyorum? Kimi insanlar, anlamlı bir tablo olabilecek hayatımızı bir karikatüre çevirmek için ellerinden geleni yapıyorlar.
Hiç olmazsa beraber ölmek de mi yoktu? Hiç olmazsa onun için ölmek de mi yoktu?
Yine o şuurunun sesi yükselerek “Lâkin herkesin hayatında da böyle başkalarının iğrenç bulacakları anlar vardır.” demek istiyordu. Fakat onu öldüren herkesten fazla kendisinin kötü olmasıydı. Kendine hürmet edememek kadar ona azap veren bir hâl yoktu. Kendinden korktuğu, ruhunun karanlığından ürkek bir iğrenme duyduğu zamanlar: “Ah ne kirli bir bilmeceyim!” diyerek kendindeki bu iki ruhu, bu […]
Hâlâ mutluluk rengini muhafaza eden bu müşterek hayatlarının derinliklerinde kendi hissolunamaz, görülmez bezginlikler hissettiğinden, o söyledikçe onun zannettiği kadar mesut olduklarına inanmak istiyordu. Hiç, hiçbir kederleri, ayrılıkları, hiçbir şeyleri yoktu; fakat işte bu kadar samimi, bu kadar bağlı bir hayata alıştığı için en hissedilmez şeyler ona tehdit gibi geliyordu.
[…] asıl kabahatin köşkte olmadığını hissediyordu; kabahat şu sebebini düşününce kalbini sızlatan can sıkıntısında, ne kadar aşk ve bağlılık ile geçerse geçsin beş senelik hayatın yıprattığı kalplerde, bu kalplerin, insan kalbinin eskimeye olan kabiliyetindeydi.
[…] sizden olabildiğimce alçakgönüllülükle af diliyorum, sizi terk ettiğim için değil, bu kadar uzun süre kaldığım için…
[…] belki de en korkuncu, başkalarının beni yalnızca, hayatla mücadele halindeki o kişi olarak tanıyacak olması.
Yaptıklarımıza bir tür gerçeklik veren başkasının görüşüdür; benim yaptıklarımı kimse bilmediğinden, rüyada yapılan hareketlerden daha fazla bir gerçeklikleri yoktu. Yorgun zihnim yalana o kadar çok sığınıyordu ki, sonunda hiçbir şeyin vuku bulmadığını kesin olarak öne sürebilirdim: geçmişi inkâr etmek, geleceğe yatırım yapmaktan daha saçma değildir.
Beni bağışlayın Monique, ruh bana çoğu zaman vücudun aldığı sıradan bir soluk gibi görünüyor.