*
75

Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı, Bilge Karasu

“Ada”dan Anlamaktan sonra gelen bir hal vardı: Kavramak. Anladığının bütün ağırlığını beyninde duymak, ellerinde, kollarında, damarlarında duymak.

Metis Yayınları, İstanbul 2010, s. 37
74

Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı, Bilge Karasu

“Ada”dan İnsanın içine hiçbir elin uzanmağa hakkı yok, olmamalı.

Metis Yayınları, İstanbul 2010, s. 17
73

Hikâyeler 3, Ömer Seyfettin

“Nakarat”tan İnsanlar ne kadar birbirine benziyor. Nefer, onbaşı, çavuş, zabit, buradan kim geçmişse, hepsinin arasında bir elem akrabalığı var gibi!..

Dergâh Yayınları, İstanbul 2007, s. 55
72

Hikâyeler 3, Ömer Seyfettin

“Nakarat”tan Acaba hayale benzeyen bir hakikat yok mudur? Olsaydı muhakkak saadet de olacaktı.

Dergâh Yayınları, İstanbul 2007, s. 51
71

Hikâyeler 3, Ömer Seyfettin

Harem”den Ben alafranga denilen hayattaki bu maymunlukların esasını, manasını, neticesini arıyorum. Bir şey bulamıyorum. Anlıyorum ki hepsi bir `beğeniş, beğendiriş sporu!` Netice yok… Herkes olanca dikkatini birbirine çevirmiş. Kusurla meziyet arıyor. Kusurlar, sahipleri yokken münakaşa ediliyor; dedikodular yapılıyor. Meziyetler, sahiplerinin yüzlerine karşı tekrarlanıp vuruluyor.

Dergâh Yayınları, İstanbul 2007, s. 25
69

Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş

Üstelik, onu yeniden aramaya çıkmak, kayboluşunu büsbütün derinleştirirdi.

İletişim Yayınları, İstanbul 2008 s. 33
68

Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş

İnsan cama uzun süre bakınca hep böyle olur, mutlaka bir yüz görür. Daha doğrusu herkesin, asla göremeyeceği halde görmek istediği kayıp bir yüzü vardır.

İletişim Yayınları, İstanbul 2008 s. 103
67

Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş

Kaçtığı da iyi olmuş bir bakıma, bacakları kendilerinin dışına çıkmış biraz; hani koşarken bacağımızın önünde bir bacak daha görürüz ya, az ötede bir bacak daha, az ötede bir… Sanki bacağımız görünmeyen bir bacağı itiyordur sürekli, onun bıraktığı silik bir görüntüyü tamamlıyordur; ya da kendini düşlüyordur önünde, düşüne erişir erişmez yeniden düşlüyordur ve yeniden…

İletişim Yayınları, İstanbul 2008 s. 55-56
65

Bir Yusuf Masalı, İsmet Özel

“Münacat”tan Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylâk büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves ettim gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.

Şûle Yayınları, İstanbul 2002, s. 11
64

Bile / Yazdı, Behçet Necatigil

“Ben”den Bense şunu şunu yapacaktım, sen ne güzel bahanesin: Senin yüzünden, ben.. Her ben, dolaylı şekilde bir sen i anlatış, bir sen den ya­kınıştır. Çünkü benim yerim sen le onun arasındadır ve o de­ğildir bana yakın olan, sensin. Ben ben olsam dilbilgisi kitap­larındaki tekil şahıs zamirlerini şu sıraya göre düzenlerdim: Sen, ben o! Başta sen […]

Cem Yayınevi, İstanbul 1983, s. 39